Kayıtlar

Eylül, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İDEOLOJİ

     İdeoloji üzerine bir yazı kaleme almak oldukça riskli bir girişim. Konuya ilişkin çok fazla kaynak olmakla birlikte, hepsine ulaşıp okumakta zaman alabilir. Ben kendi adıma önemli sayılabilicek kaynaklardan yeterli bilgiyi edindiğimi düşündüğüm için bu işe girişimiş bulunuyorum. Fakat bahsettiğim gibi bu alan derya deniz. Ve benim bu alanda okumalarım, bu okuduklarımla sınırlanancak anlamına gelmiyor. Yazının mütevazı amacı konuya dair bir sorunsalı ortaya koymaktan ibaret olacak. Yazıya ilişkin kimi eksikliklerin giderilmesi için yapıcı katkılara ihtiyaç olduğunun bilincinde olarak bu tür katkılara açık olduğumu şimdiden belirtmiş olayım. Öyleyse bir özet niteliğindeki yazımıza geçelim.    Marks için ideoloji bugünkü kullanıldığı anlamda bir dünya görüşü olmayıp, bir yanlış bilinci temsil etmetedir. Marksizme göre insanın düşünceleri onun maddi yaşamını değil, maddi yaşam onun düşüncelerini belirler. Yani kişilerin neler düşünüp nelere inandığı toplumsal v...

MARKSİZM VE DİN

     Marksizm düşüncesinin dinle olan ilişkisi her zaman ilgi odağım olmuştur. Bu kapsamlı sorunu, sorunsal haline getirmem sanırım, 2004 yılında Muya Fabrikası'nda çalışırken başladı. Üzerinden yıllar geçmesine rağmen bu tartışmaya ilişkin görüşlerim olgunlaşmakla birlikte son halini alabilmiş değil. Mutlak bir doğruyu ortaya koymaya çalışmaktan ziyade yapmaya çalıştığım şey, bu konuya dair bir tartışma açabilmektir. Yazı sizi bir nebze olsun bu tartışmaya ilişkin düşünceye sevk edebilmişse amacına ulaşmış demektir.    Marks'ın ünlü metaforu olan “ Din halkın afyonudur” sözü çoğunlukla marksistler tarafından yanlış anlaşılmıştır. Kitleleri uyutan bir uyuşturucu olarak yorumlanmış ve bu kapsamda gericilikle özdeşleştirilmiştir. Ülkemizde kemalist kesimin okuduğu İlhan Arsel ve Turan Dursun gibi aydınların etkisiyle din tam olarak ilkel ve gericilik olarak yaftalanmış, dinde hiçbir ilerici yan bulunmadığı savunulmuştur. Oysa Marks'ın anlatmak istediği bambaşka bi...