SEÇME YAZILAR 4

   Lenin'in Seçme Yazılar 4. cildini okudum. Ulusal Sorun üzerine bir dizi yazının yanı sıra ulusların kendi kaderini belirleme hakkına da yer vermektedir, kitabımız. Genel hatlarına değinmekle yetinilecek olan yazımız kitabın küçük bir tanıtımı olamanın ötesine geçemeyecektir. Bu nedenle okurun daha kapsamlı okuma yapabilmesi için bahsi geçen kitabı okuması önem arz etmektedir. İsteyenler, kitabın Pdf'sine İlkeriş yayınlarından ücretsiz ulaşabilirler. Öyleyse konumuza başlayabiliriz.

   Türk ulusu kendi bakımından kısmen emperyalizme karşı ulusal kurtuluş savaşı vermesi nedeniyle kendi kurtuluşunu gerçekleştirmiştir. Bu onu yaşadığımız topraklarda egemen ulus durumuna getirmiştir. Buna karşın ulusal azınlıkların bulunduğu bu topraklarda ezilen ulus varlığı inkar edilemez bir gerçektir. Kürt ulusu bunların başında gelir. Osmanlı imparatorluğunda balkanlarda başlayan ulusal kurtuluş savaşı sırasında Yunanistan, Bulgaristan ve Sırbistan bağımsızlığını kazanmıştır. Fakat Kürtler bu süreçte geç uluslaşmalarından kaynaklı Osmanlı'dan kopamamışlardır. Emperyalizme karşı verilen ulusal kurtuluş savaşına birfiil Türk halkıyla birlikte katılmışlardır. Doğu cephesinde savaşın kazanılmasında önemli rol oynamışlardır. Kurtuluş savaşı yılarında Kürt halkına verilen bir takım vaatler, sonradan rafa kaldırılarak varlıkları inkar edilmeye başlanmıştır. Osmanlı imparatorluğunda kürt beyleri kendi adına sikke bastırmakta ve özerkliğe sahip olabilmekteydiler. Cumhuriyet bu anlamda kürt ulusu için politik manada ileri değil geri atılmış bir adımdı. Bu durum, günümüze kadar gelen Kürt sorununu gündeme getirdi.

   Peki Sosyalistlerin ulusal sorunu bakışı ne olmalıdır? Öncelikle sosyalistler her türlü miliyetçiliğe karşı değillerdir. Milliyetçiliğin iki türü bulunur. Birincisi ezen ulus milliyetçiliği yani egemen ulusun milliyetçiliğidir ki bu gerici ve şovendir. İkincisi ise ezilen ulusun, sömürülen ulusun milliyetçiliğidir ki bu da ilerici ve devrimcidir. İlki diğer ulusu boyunduruk altına alırken baskı ve sömürü türetir. Diğeri ise boyunduruğu karşı verilen bir başkaldırı ve mücadeledir. Ve sosyalistlerde bu durumda tabi ki ezilen ulusun yanında saf tutar ve egemen ulusun şovenizmine karşı mücadele ederler.

   RSDİP'in konferans proğramında ulusal soruna ilişkin şu görüşlere yer verilmektedir: “Çar monarşisi tarafından ezilen ulusların kendi kaderini belirleme hakkına, yani ayrılma ve bağımsız devlet kurma hakkına ilişkin olarak Sosyal Demokrat Parti, bu hakkın tartışmasız savunucusu olmalıdır.” Ayrıca, Plahanov, Zarya'da kendi kaderini belirlelme hakkına ilişkin şu açıklamada bulunmaktadır: “Burjuva demokratları için teoride bile zorunlu olmayan bu talep, biz sosyal demokratlar için zorunludur. Eğer Rus büyük miliyetçiliğinin, yurttaşlarımızın, ulusal önyargılarına karşı çıkmaktan korktuğumuz için bu talebi ileri sürmeyi unutursak yada ileri sürmekte duraksarsak, dünya sosyal demokrasisinin savaş narası olan ' bütün ülkelerin işçileri birleşin' çağrısı dudaklarımızda utanç verici bir yalan olacaktır.”

   Peki bir ulusun ayrılma hakkı denilince bunun çözüm yeri egemen ulusun parlementosu mudur? Bu sorunun cevabını Lenin şöyle vermektedir: “ Bu nedenle 'kendi kaderini belirleme hakkı için' cok kurnaz bay Semkovsky'nin varsaydığı gibi görevimiz ' ayrılma lehine oy vermek' değil soruna ayrılan bölgenin kendisinin karar vermesidir. Görüleceği gibi bay Semkovsky'nin zihinsel yeteneklerine sahip birisinin bile 'boşanma hakkı'nın boşanma için oy vermeyi gerektirmediğini anlaması zor değildir.” Kısaca açıklamak gerekirse ezen ulustan icazet alınmak zorunda olmaksızın bu kararı, ezilen ulusun kendi parlementosunda, o da yoksa referandumla alabilmelidir.

   Proleterya tabi ki de ulusların bileşik mücadelesini Uluslararası sermayeye karşı örgütlemekle yükümlüdür. Bu nedenle farklı ulusların proletaryalarının birlikteliği için ajitasyonda bulunacaktır. Fakat bunu diğer ulusa bir dayatma şekline büründürmeyecektir.  “Proletarya ulusal farklılıkların silinmesine ve ulusal engellerin ortadan kaldırılmasına yardımcı olan herşeyi destekler. Milliyetler arasındaki bağların daha da sıkılaştırılmasını sağlayan ya da ulusların kaynaşmasına yol açan her şeyi destekler. Başka türlü davranmak gerici milliyetçi küçük burjuvazinin saflarında yer almak demektir.”

   Komünistler elbette ki proletarya'yı kendi ulusunun burjuvazisinin arabasına bağlanmasına izin vermezler. Ulusal devletin varlığı sömürüyü ortadan kaldırmak bir yana daha da artırmaktadır. Kürt bir işçiyi Türk bir burjuva yerine Kürt burjuvazisi sömürecektir. Bu bir anlamda egemenin yer değiştirmesidir. Burası doğru ve sosyalistler buna karşı da amansız bir savaş vermek zorundadır. Fakat kürt ulusunun kendi dili, kültürü ve tam hak eşitliği koşullarında türk işçisiyle varolma hakkına karşı gelmeyeceklerdir. Kitaba göre kardeşlik, sözle değil kendi kaderini belirleme hakkını savunup savunmadığımızla ilgili bir husustur...


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SSCB NEDEN DAĞILDI?

NİETZSCHE'NİN FELSEFESİ

İDEOLOJİ