SEÇME YAZILAR 5
Lenin'in Seçme Yazılar 5. cildini bitirmiş bulunuyorum. 2. Enternasyonal'in çöküşüyle başlayan kitabımız, Proleter Devrim ve Dönek Kautsky ile devam etmektedir. Kitap, Kurucu Meclis Üzerine Tezler hakkında bilgiler aktarıp, son olarak Vandervelde'nin Devlet Üzerine Yeni Kitabı'na yer vermektedir. Benim yazımda bahsedeceğim konular; Kautsky'nin tezleri, emperyalist savaş'ta vatan savunması ve burjuva ordunun yerine yeni bir ordunun örgütlenmesidir. Bu yazı dizisinin son kitabı olan Seçme Yazılar 5. cildi okuyarak tamamlamış bulunuyorum. Her zaman tekrar ettiğim gibi bugüne kadar yazılan tüm yazılarım kitabın çok küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu nedenle ayrıntılı bilgi almak için tüm kitapların okunmasında yarar vardır. Gerekli açıklamayı yaptıktan sonra konumuza geçebiliriz.
Basel Sosyalist Enternasyonal Kongresi'nin 1912 yılında kabul ettiği karar, tüm ülkelerde savaş karşıtı ajitasyon ve propaganda yapılmasını karara bağlanırken, sosyalist görüşlerin, savaş karşıtı taktiklerin en net açıklamasıdır. Avrupa'daki bugünkü savaşın “hiçbir biçimde halkın çıkarına olduğu bahnesiyle haklı gösterilemez” olduğunu bildiren Basel kararı, şu görüşlerini kamuoyuna deklare eder: “ Sosyal demokratların asla yadsıyamayacakları ulusal bir savaşdan yada halk savaşından yahut devrimci savaştan söz etmez. Ama kapitalist emperyalizmin ve hanedan çıkarlarının sonucu olan bugünkü savaştan savaşan güçlerin her iki grubunun fetih siyaseti izlediğinden söz eder.” Bu karara rağmen Plehanov ve Kautsky, emperyalizm adına yürütülen sömürge savaşlarını haklı savaşlar gibi göstermeye çalıştıkları için Lenin şiddetli eleştirisine maruz kalır. Bunların savaşı meşrulaştırmak adına yaptığı tüm girişimler, emperyalizm hizmetinde olmaları nedeniyledir. Tüm bu çabalar aynı zamanda 2. Enteryasyonel'in ideolojik ve politik önderliğinin, iflasının bir göstergesidir.
Plehanov ve Kautsky enternasyonalizmin bir karikatürünü sunarlar. Onlara göre enternasyolalizm; anayurdu savunma adına Alman işçilerinin Fransız işçilerine ve Fransız işçilerinin Alman işçisine ateş açmasıdır. Oysa bu düpedüz bir safsatadır. Lenin böylesi emperyalist savaşa alınan işçilere seslenerek “silahı sınıf kardeşine değil savaş baronlarına çevirin” der. Yani emperyalist savaşı iç savaşa çevirmelerini ister. Lenin konuya ilişkin şöyle açıklamada bulunmaktadır: “ Proletaryanın bakış açısından 'anayurt savunması'nı kabul etmek, bugünkü savaşı haklı göstermek, onun meşruluğunu kabul etmek demektir. Ve savaş emperyalist bir savaş olarak kaldığı için belirli bir anda düşmanın birliklerinin konuşlandığı bölgeye bakmaksızın, anayurdun savunmasını kabul etmek gerçekte, emperyalist, yağmacı burjuvaziyi desteklemek ve sosyalizme tümüyle ihanet etmek demektir.” Proletarya'nın görevi emperyalist savaşta burjuvazinin oyuncağı olmak değildir. Onun görevi dünya proleter devriminin hazırlanmasıdır.
Marksistlerin burjuva orduya ilişkin görüşlerine gelirsek sol cunta bekleyenlere Deniz Gezmiş'in şu sorusu yeterince aydınlatıcıdır: “Marksist Cunta olur mu? “ Elbette olmaz. “ Diğer taraftan orduyu düzensizleştirmeksizin yapılmış yada yapılabilen tek bir büyük devrim yoktur. Çünkü ordu eski rejimi destekleyen en kemikleşmiş araçtır. Burjuva disiplinin en sağlam mevzisidir. Sermaye egemenliğinin dayanağıdır ve emekçiler arasında sermayeye kölece boyun eğme ve bağımlılık ruhunun koruyucusu ve besleyicisidir.” diyen Lenin sözlerini şöyle sürdürür: “ Engels Fransa'da her devrimde işçiler silahlanmıştır diye yazar, 'bu nedenle işçilerin silahsızlandırılması, devletin yönetimini elinde bulunduran burjuvazinin ilk buyruğudur.' Silahlı işçiler yeni bir ordunun çekirdeğiydi. Yeni toplumsal düzenin örgütlü nüvesiydi. Burjuvazinin ilk görevi, bu çekirdeği ezmek ve gelişmesini önlemekti. Her başarılı devrimin ilk görevi ise, Marks ve Engel'in sık sık vurguladıkları gibi, eski orduyu parçalamak, dağıtmak ve onun yerine bir ordu geçirmekti.” Tamda bu nedenle Deniz Gezmiş ve arkadaşları bir burjuva ordu durumundaki TSK içinde örgütlenmek yerine THKO'yu (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusunu) kurdular.
Saf demokrasiyi savunun Kautsky'ye inat bakın devrime ilişkin Engel ne demektedir: “ Bu baylar ( anti otoriterciler) hiç devrim görmüşler midir? Bir devrim kesinlikle var olan en otoriter şeydir. Devrim; nüfusun bir bölümünün, tüfekler, süngüler ve toplarla deyim uygun düşerse otoriter araçlarla nüfusun diğer bölümüne kendi istemini zorla kabul ettirme eylemidir. Ve zafer kazanan taraf savaşının sonuçsuz kalmasını istemiyorsa, silahlarının gericiler üzerinde yarattığı terör aracılığıyla kendi egemenliğini sürdürmek zorundadır. Paris komünü eger burjuvaziye karşı silahlı halkın bu otoritesini kulanmasaydı, bir tek gün yaşayabilir miydi? Tersine onu otoriteyi yeterince özgürce kullanmamış olmakla kınayamaz mıyız?”
Yorumlar
Yorum Gönder