SSCB NEDEN DAĞILDI?



   Uzun yıllar önce eski siyasi partimde birlikte mücadele ettiğimiz Hasan Ozan'ın yazmış olduğu SSCB'de Kapitalizmin Restorasyonu, Sosyalizmin Sorunları, Tarihi Dersler adlı kitabını henüz bitirmiş bulunuyorum. Bir önceki yazımda sosyalizm neden yıkıldı? sorusunu sormuş ve bunu yanıtlamaya çalışmıştım. Fakat konuya dair okumalarıma devam ettiğim için Ozan'ın çalışmasını da okuyarak yeni bir perspektiften konuyu bir kez daha ele alma ihtiyacı duydum. Daha önce kişisel görüşlerimi derlediğim yazımdan farklı olarak bu yazımda, Ozan'nın konuya dair yaklaşımlarını özetlemeye özen göstereceğim. Kitabın bütününde katılmadığım bir çok taraf olmasına karşın haklı olduğunu düşündüğüm, paylaştığım görüşlerini sizlere aktaracağım.

   Stalin Sovyetler Birliğinde iş verimliliğinin artırılmasına ilişkin görüşlerini şu şekilde özetler: “Eşitlik öyle bir duruma getirmiştir ki, nitelikli olmayan bir işçinin nitelikli bir işçi düzeyine yükselmesinde hiçbir çıkarı yoktur.” Stalin tespitinde, niteliksiz işçinin çalışmasının ortaya çıkardığı sonuca karşı ilgisiz olduğunu belirterek, nitelikli işçiyle aynı ücreti aldığı koşullarda niteliksiz işçinin kendisini aşmasını sağlayacak bir motivasyonu olmadığının altını çizer. Niteliksiz işçinin bu motivasyonu sağlaması için de maddi teşviklere ihtiyaç vardır. Stalin'in üretimin verimliliği artırmak için bulduğu formül tabi ki o günkü koşullarda anlaşılırdır. Fakat Ozan a göre sorun tamda burada başlamaktadır. Ücretlerin artırılması için sağlanan teşvik, prim ve parça başına ücretlendirme uygulaması SSCB'de geçici bir önlem olmaktan çıkarak ilke düzeyine getirilip, süreğenleştirilmiştir. Bu durum küçük burjuva eğilimlerin güçlü olduğu bir ülkede; sınıf atlama, zengin olma, köşeyi dönme arzularını kamçılayarak yeni bir toplumsal tabakalaşmanın önünü açmıştır. Uygulamalardan kaynaklı, bir süre sonra bürokratla bir sıradan işçi arasındaki fark 1'e 40'a ulaşırken, emek kahramanı bir işçiyle sıradan bir işçi arasındaki ücret farkı 1'e 30'a çıkmıştır. Maddi teşvikin yol açtığı bu ücret makasının açılmasıyla ortaya çıkan bu eşitsizlik daha sonra ortaya çıkacak olan yeni tipte bürokratik burjuvazinin kuluçkaya yatmasına elverişli koşuları da yaratmıştır. Stalin döneminde başlayan bu süreçte güç biriktiren bürokratik burjuvazi, Stalin'in ölümüyle iktidar tekelini gasp ederek kapitalist restorasyon sürecini başlatmıştır. Oysa yapılması gereken bu geçici olması gereken ücret politikasının 1945'e gelinmesiyle ortadan kaldırılmasıdır. Bu yapılamaz. Bunun ve diğer sebeplerin bedelini, SSCB kapitalist restorasyon sürecine girilmesiyle ödemek zorunda kalır.

   Ozan'a kitabında kızıl cumartesilerin yani gönüllü çalışmanın komünist bir çalışma olduğu ve bu çalışmanın esas alınması gereğini vurgular. Yapılması gereken ücretler artırılarak burjuva hayalleri beslemektense komünist çalışmaya örnek olan Kızıl Cumartesilerin yaygınlaştırılarak ücretsiz toplumsal emeğin örgütlenmesidir. Oysa Lenin döneminde uygulanan Komünist Cumartesiler Stalin'in yeni ücret politikasıyla rafa kaldırılır. Bu politikanın geçici bir önlem olarak kabul edilecek bile olsa uzun vadede strateji konuma getirilmesini eleştirir, Ozan. Her ne kadar komünizm ileri bir üretim düzeyini gerektirse de ben bu görüşe katılamıyorum. Kapitalizmin işçiyi bir üretimi arttırmak için araçsallaştırdığı yerde sosyalizm insanı amaçlıştırmalıdır. Bu durumda üretimi arttırmak değil işçinin kendini gerçekleştirmesini sağlayacak zamanı arttırmak temel politika  olmak zorundadır. Yeni insanın yaratılması için kültürel gelişmişlik düzeyi bana göre ekonomik gelişmişlik düzeyinden daha fazla önemlidir. Bir de günümüzde üretimin artırılmasının bir tür ekolojik yıkım getirdiği düşünüldüğünde artık sosyalizmin ekososyalist politikaları da göz önünde bulundurulmak zorunda olduğu unutulmamalıdır.

   Partinin işçi sınıfı oranlarına ilişkin bir takım tablolar paylaşan Ozan, konuya ilişkin şu verileri bizle paylaşmaktadır: “Görüldüğü gibi 1934 öncesi yüzde 60-70'lerde olan işçi üyelerin temsiliyet oranı 1956'ya gelindiğinde yüzde 18'lere düşerken, yüzde 20-30 olan aydınların temsiliyet oranları ise yüzde 68'e sıçramıştır.” Bu tablo SBKP'nin giderek aydınlar partisine dönüşürken, işçi ve emekçi kesiminden nasıl koptuğunu ortaya sermektedir. Diğer taraftan ayda iki kez toplanması gereken Merkez Komite toplantısının süreç içerisinde toplantı sürelerinin arasının açılmasını söyle özetlemektedir: “1919'dan 1921'e kadar ayda iki kez, 1921'den sonra ayda 1 kez toplaması öngürülen MK, 1939'da tüzük değişikliği uyarınca yılda ancak 3 kez toplanır hale geldi. Ne var ki, Şubat 1941'de toplanan Merkez Komitesi, 2. dünya savaşı boyunca hiç toplanmadı, yeni bir toplantı ancak savaş bittikten sonra 1946'da gerçekleştirildi.”

   2 Dünya savaşının ardından Sosyalist kampın doğuşuyla yeni bir sürece girilmiştir. Sosyalist kampın doğuşuyla Sovyetler tecrit olmaktan kurtulmuştu. Yeni durumu tespit eden teori ise “ sosyalizmin kesin zaferi”ni ilan ediyordu. Bu duruma göre içeride kapitalizm ve küçük meta üretimi yenilğiye uğratıldığı için restorasyon yolu kapanmıştır. Dışarı da ise sovyetler, sosyalist kampın doğuşuyla tecriti kırmış olduğu için emperyalist müdahaleyle kapitalist restorasyona karşı tam bir güven içindeydi. “Sosyalizm kesin zaferi” düşüncesi, Sovyetler Birliği'nin kendi gücünü abartırken emperyalist düşmanı küçümsemesini beraberinde getiriyordu.

   Son olarak toparlayacak olursak Ozan, marksist teorinin yaşanan kapitalist restorasyondan sonra yeniden gözden geçirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Teorinin, bu somut olarak ortaya çıkan yeni tipte burjuva büroktarik yozlaşmayı tespit ederek yeniden yapılandırılmasını öneriyor. Çünkü marksizm her ne kadar kapitalist restorasyonu ön görebilmiş olsa da, Bolşevik parti içerisinden gelen işçi sınıfından unsurların yeni bir büroktarik karşı devrimi örgütleyeceği konusunda yeterince silahlanmış değildir. Bu durumda Ne Marks'ın ne Engels'in ne de Lenin'in böyle bir deneyimi ve bu konuda teorize edilmiş bir reçetesi bulunmuyor. Ozan'a göre Stalin bu süreci teorize etmesi gereken kişi olmasına karşın bu durumu yeterince net bir biçimde bilince çıkarabilmiş değildir. Çünkü Stalin sosyalizmin kuruluşuna ve anti faşist mücadeleyi örgütleyen büyük bir devrimci olsa da bir Marks yada Lenin gibi bir usta olamıyor. Şayet Stalin böyle bir yetkinliğe ulaşmış olsaydı,  bu tür bir akıbetin yaşanması da mümkün olmazdı, zaten...

Yorumlar

  1. "Ey hayat teoriye uy değil, ey teori hayata uy. "Prof.Dr.Erdinç Yazıcı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Baş, son... ;Son, baş... " Abdülkerim Acar

      Sil
    2. "Hayal hayattan doğduğuna göre, virgül, hayat hayalden üstündür, nokta." Abdülkerim Acar

      Sil
    3. Hayal hayattan doğduğuna göre, virgül, hayat hayalden üstündür, nokta.

      Sil
    4. "Orta vadeli plan: Sağlık, hobiler, kariyer, lisanlar, hayır işleri... "Abdülkerim Acar

      Sil
    5. "Mükemmelden bir saniye sonrası, mükemmel değildir." Prof. Dr. Erdinç Yazıcı

      Sil
    6. Kaos'tan sonra, Kozmoz gelir. " Prof. Dr. Erdinç Yazıcı

      Sil
    7. Mutlu bayramlar... 🥰🥰

      Sil
    8. "Hayat, olanla olması gereken arasındaki farktır. " Prof. Dr. Erdinç Yazıcı

      Sil
    9. "Bu farkı, en kısa sürede kapatan, tarihin en büyük insanıdır. " Prof. Dr. Erdinç Yazıcı

      Sil
    10. Prof. Dr. Erdinç Yazıcı öğretmenimle, Atatürk, Sultan Galiyev ilişkisini, inceleyen, bir Doktora tezi, yapmak istiyorum. Eğer, öğretmenimin, onayı olursa, En içten, saygı ve sevgilerimle...

      Sil
    11. "Aşka ihanet olmaz." Abdülkerim Acar

      Sil
    12. Prof. Dr. İlhami Güler'in ifadesiyle "Anarko sosyalist, Prof. Dr. Kadir Cangızbay'ın ifadesiyle, gelişen teknoloji aracılığıyla, Devlet'e gerek kalmayacaktır. "

      Sil
    13. Normal bildiğimiz 20 sigaralık paketler, ya da benzer Pro gibi, elektronik sigara şeklinde tasarlanıp, zararlı maddelerden arındırılıp, piyasaya sürülebilir. Saygılar hocam

      Sil
    14. Evet solcuyum, Bundan kime ne, Bana ne, sana ne ,ona ne .Benim solculuğum, devrimciliğim ,CHP'nin altı okundaki devrimcilikten ,öteye geçmez, hepsi bundan ibaret hocam. Saygılar hocam, ellerinizden öpüyorum.

      Sil
    15. Orta vadeli planımı, gerçekleştirmek doğrultusunda, önümde, herhangi bir engel var mı hocam ? Ayrıca ,kime ne ,sana ne, bana ne, ona ne, ben Dilediğim gibi yaşayamayacak mıyım? kendime ve başkasına zarar vermediğim müddetçe, Saygılar hocam...

      Sil
    16. "Bütün liderler devrimci, bütün takipçileri muhafazakardır. " Prof. Dr. Erdinç Yazıcı

      Sil
    17. Yıllar evvelin Fransız Parlamentosunda solda oturanlar solcu, sağda oturanlar sağcı şeklinde başlamıştır. Solculuk, sağcılık doğru mu?

      Sil
    18. Bayram boyunca, ailecek, beş defa mutlak ölümden döndük...

      Sil
    19. Biliyorsunuz kıymetli veterinerlerimiz, Sokak köpeklerini sahiplenmeyi önermektedirler. Özellikle Ankara Çankaya bölgesindeki sokak köpekleri, birçok ırkın karışımından beslendikleri için, paha biçilmez değerdedir, anladığım kadarıyla. Bu benim kendi şahsi yorumum, en doğrusunu veteriner hekimlerimiz bilir.

      Sil
    20. Osmanlı zamanında dağlara et atarlarmış kışları, sert kışlarda. Ondan sonra kurtlar, çakallar yesin diye dernekler, vakıflar varmış. Kuş vakıfları varmış. Fakat şimdi özellikle mesela bizim Çankaya bölgesinde, Maltepe'de kedi besleyen vatandaşlarımız var. Kediler hem avlanma yeteneğini kaybediyor hem de farelerin baskınına uğrayacak yani muhit kendi muhitini, başka muhitlerde, şehirlerde de kedi besleyenler var. Hem kediler doğal tabiatlarını kaybediyor, avlanma yeteneklerini kaybediyor ve benim anladığım bakılmaktan bile hoşlanmıyorlar. O kadar çok hırpalanmışlar ki kediler, insanlar tarafından. Benim anladığım bu.

      Sil
    21. Evet, çok haklısınız. Aslında bu, gerçekten karmaşık bir denge meselesi. Tarih boyunca, insanlar hayvanlarla bir arada yaşamış, onları korumuş, beslemiş. Ama günümüzde özellikle kedi gibi evcil hayvanların sokakta kontrolsüz bir şekilde çoğalması, hem onların doğal davranış kalıplarını kaybetmelerine, hem de diğer ekosistemlerde dengeyi bozabilmesine yol açıyor. Bu yüzden hem bireysel sahiplenme, hem de bu hayvanların sokak yaşamıyla ilgili dengeli politikaların oluşturulması çok önemli. Yani hem hayvan refahı hem de ekosistemin korunması birlikte düşünülmeli.Chatgpt

      Sil
    22. İlahi Adalet her zaman işler, Örneğin birinin parası yoktur ama huzuru vardır, öbürünün ise parası vardır huzuru yoktur, Aynen dünya siyasal sisteminde olduğu gibi, parası olmayana adaletli kapitalizm Sabri ülgener bahsetmiştir ,fakat teorik olarak mümkün olsa da ,pratik olarak uygulanması ,birçok faktörün bir araya gelmesine bağlıdır ,Parası olana da sosyalizm ,bu dengeler yeryüzünün gidişatına göre doğu-batı ,Kuzey Güney dengesinde yayılır ,Ayrıca İlhami Güler hocamızın bahsettiği gibi ,HZ Muhammed'den sonra ,seçilmiş hiç kimse yoktur ,Her yüzyılda bir açılan arşivler ve esas sihircilik ve büyücülük olan, avukat Selami çekmegilin bahsettiği gibi ,menfaat peşinde olan bazı ülkelerin bu arşivlerle kendi lehlerine oynamalarıdır, Görünürde algıladığımız gelir dağılımı adaletsizliği ,önceden de bahsettiğimiz gibi ,ilahi adalette yoktur, burada alimlere ve insanlara düşen, gelir adaletini görülebilir kılmaktır ,bu vesileyle toplumsal mutluluğu arttırmaktır ,bütün mesele bundan ibarettir ,saygı ve sevgilerle...

      Sil
    23. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ,Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkiler bölümündeki doktora tezimde ,bundan bir yüzyıl süre evvel ,Karl Marks'ın damadı, Lafarge iki saat yeterlidir emekçiler için günde dediği gerçeğin ,günümüzde emek diye bir şeyin kalmadığı, gerçeğini ortaya koymak amacını güdüyorum. Profesör Doktor , Ölen öğretmenim Kadir Cangızbay'ın ifadesiyle parmağı oynatmak bile bir emektir.

      Sil
    24. Emek ve sermaye birbirini besleyen iki süreç olduğu için, maddi ve manevi yokluk içindeki iki taraf, adam smith'in ahlak ve ekonomi adlı iki kitabı gibi, karmaksız dünya proterleri birleşin gibi, emekçinin maddi yoksunluğuyla, sermayenin manevi yoksulluğu vals tarzında evliliklerle , bir karara ulaşılabilir. Bu vesile ile maddi ve manevi yokluk ortadan kalkacaktır en içten saygı ve sevgilerimle

      Sil
    25. İnsanlar özgür olacaktır, tabiatta...

      Sil
    26. Tabii ki, Marx, özel mülkiyeti eleştirirken genellikle ekonomik ilişkilerle bireysel özgürlük ya da toplumsal eşitlik arasında bir çelişki yaratır. 21. yüzyıl ortalarına dair böyle bir öngörü, aslında mahremiyetin kaybıyla birlikte, meskenin sadece kişisel bir sığınak değil, toplumsal bir alan olarak ele alınabileceğini ima ediyor. Yani mahremiyetin kaybı, belki de özel mülkiyetin krizini de tetikleyebilir diye bir perspektif var. Bu açıdan çok katmanlı bir eleştiri diyebiliriz. Chatgpt

      Sil
    27. Otistik şahıslar, bireyler zaman gezgini olabilir mi, time traveler olabilir mi?

      Sil
    28. İnsanlardaki ya da hayvanlardaki genlerle oynanarak her türlü rahatsızlık, uzuv kopması gibi psikiyatrik rahatsızlıklar, iç organlardaki rahatsızlıklar giderilebilir mi?

      Sil
    29. Evet, genetik mühendislik ve gen düzenleme teknikleri, şu anda ciddi bir ilerleme kaydediyor. Özellikle CRISPR gibi teknolojiler sayesinde, bazı kalıtsal hastalıkların, organ yetmezliklerinin, hatta bazı psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisi üzerine çalışmalar yapılıyor. Tabii ki, bu alan hâlâ çok karmaşık ve etik tartışmaları da beraberinde getiriyor. Yani, çözüm potansiyeli var, ama çok dikkatli ilerlemek gerekiyor.

      Sil
    30. Ben şamar oğlanıyım...

      Sil
    31. Yastık altındaki milyonlar piyasaya sürülmeli, herkes harcama yapmalı, doğru mu?

      Sil
    32. Kesinlikle, bu konu gerçekten çok önemli. Kentin kimliğini oluşturan o eski yapılar, tarihle kurdukları bağla gerçekten bir ruh taşıyor. Restorasyon hem bu dokuyu koruyor hem de geleceğe aktarılmasını sağlıyor. Senin de dediğin gibi, hızlı, plansız kentsel dönüşüm maalesef bu dokuyu yok ediyor.Chatgpt

      Sil
    33. Profesör Doktor Salih Battal hocam, ta doğduğumdan beri obsesif kompulsif hastalık varmış bütün olanların sebebi buymuş Gönlünü ferah tut burhanet tin Eğer Hakkı Hakkınızı helal edin

      Sil
    34. Iyiyim dersin iyi olursun, kötüyüm dersin kötü olursun nokta Doktor Emin Acar

      Sil
    35. Benim en son hayalim, ufkum, Atatürk'ün Etnografya Müzesi'ndeki ölüp gömüldüğü mezara gömülmektir ömrümün sonunda.

      Sil
    36. Babam çalışırsan olur demişti, Etnografya.

      Sil
    37. Uyutulmaya benim Rızam yok hocam, bir hasta olarak Kanunen Bu benim hakkım, Rızam yok hocam.

      Sil
    38. Kıymetli hocam, Erdinç Yazıcı, Sultangaliyev, Atatürk ilişkisini irdeleyen, beraberce, doktora tezi yapacağız. inşallah. 2-3 ay önce kabul etmişti. Neden olmasın? demişti .Evli evine, köylü köyüne hocam. Af buyurun , Ellerinizden öpüyorum hocam ,bana emeğiniz çok büyük, En içten saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Kalın sağlıcakla, hocam.

      Sil
    39. Yüksek lisans yeterli, daha fazlası ölüm.

      Sil
    40. Umutcuğum çok özledim, senin ya da annenin sağlığından endişe ediyorum, telefonlarıma Lütfen cevap ver ya da beni ara lütfen rica ediyorum lütfen

      Sil
    41. Deniz Gezmiş, idam edilmeden yarım saat önceki vasiyetinde, kardeşine ilim yapmayı öğütlemiştir.

      Sil
    42. Hacı Bayram-ı Veli Üniversitesi'nde, Erdinç Yazıcı hocamla Sultangaliyev, Atatürk ilişkisini inceleyen, bir doktora tezi, Mekteb-i Mülkiye'yi Şahane'de de, günümüzde emek, sermaye, para, diye bir şeyin kalmadığını, insanların tercihlerinde hür olabileceğini,Marx'ın damadı Lefarge'ın 100 yıl önce yazdığ,ı iki saat günde emek, yeterlidir günde, sözüne dayanarak, ispatlamaya çalışıyorum, hocam. dua bekliyorum.

      Sil
    43. Eğer yanlış bilgi edinmediysem, Profesör Doktor Salih Battal hocamız, tele kızlar ve gece kulüpleri üzerine doktora tezi veya doçentlik tezi vermiştir. Bazen gece kulüplerine ,Alkol içmeden oturmaktadır .Bu bilgiyi, Mehmet Bayer Beyden öğrendim .Bu vesileyle ,özellikle Ankara ,Çankaya ,Maltepe, bölgesinde, bu şekil kulüpler açılabilir .Kendi tecrübemle sabit olmaz üzere ,yalancı cennettir .En içten saygı ve sevgilerimi sunuyorum .Mansur Yavaş başkanımızın da ellerinden öpüyorum. En içten saygı ve sevgilerimle.Son olarak da, pavyon ,meyhane ,gece kulübü gibi işletmelerde ,halkımızın tabiriyle ,sürümden kazanmak, hem çok farklı sosyal kültürel vatandaşların gelmesine zemin hazırlayacak, hem de Allah korusun ,hesap veya başka bir konu hakkında, sıkıntı yaşanmayacaktır. Tekrar saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

      Sil
    44. Alkollü içkiler üretip satan dünya çapındaki tüm firmalar, alkol kullanımının yok dereceye gelmesiyle beraber saf alkol ticareti yapabilirler.

      Sağlık sektörüne, tarım sektörüne ve diğer sektörlere alkol satabilirler. Böylelikle eskiden kazandıkları kazancın devamını devamı kazanmış olurlar. Kimse boşlukta kalmaz, gelirsiz kalmaz.

      Anladım, yani bu tip ticaretin farklı sektörlere entegre edilerek, belki de daha kontrollü ya da tıbbi, endüstriyel amaçlarla kullanılması fikrini kastediyorsun. Ama tabii bu çok hassas bir konu; alkolün toplumsal ve bireysel etkileri de göz önünde bulundurulmalı. O yüzden böyle bir dönüşüm, hem regülasyon hem de etik açıdan çok dikkatli ele alınmalı.Chatgpt

      Sil
    45. Kıymetli hocam, benim Orta vadeli bir planım var. Bu plandan elime kalan, sağlık, kilo ve sigara sorunu, kariyer yapamıyor, yapamıyorum.Siyasetle uğraşamıyor, uğraşamıyorum.Hiçbir hobi edinemiyorum, hiçbir yeni lisan öğrenemiyor, öğrenemiyorum. her şeyin kökeninde olan, ruh sağlığı ve aile birliği, sizin hem ilminiz, hem de ,Mutlu yuva, Mutlu Yaşam, derneğinde yatıyor. Dünya kadar variyetim olsa, hepsini, sonsuza kadar, derneğinize bağışlardım. Saygılar, sevgiler, hocam. Hayır işlerimde, bundan ibarettir. Ellerinizden, tekrar, iştiyakla öperim. Hayırlı geceler.

      Sil
    46. Daha fazla para kazanmak istemiyorum. Dışarıdan prim yatırdığımız için, bil fiil çalışmadığım için, sigortalı olduğum iş yerinde, devlete yük olduğumu hissediyorum. Zannediyorum. Param da olsa, hiç limit olmasa, sınırsız olsa, yine de Orta vadeli planımı, hayata geçiremem. Ama bir iktisatçı olarak, 35 yıllık bir reel iktisatçı olarak, eğer yastık altındaki paralar, piyasaya sürülmezse, bu vesileyle, ekonomisi çöken bir ülkenin, toprağına da çökerler gerçeğiyle, yastık altındaki paralara göz koyan yabancılar, ancak, bu paraların piyasaya akıtılması vesilesiyle, vergi havuzunun dolması vesilesiyle, dağılım ve devletin çok güçlenmesi vesilesi ile, ancak kurtulabiliriz,Türkiye olarak diye düşünüyorum. Bu sözlerimi ,35 yıllık İktisat ilmime dayanarak söylüyor, söylüyorum. Kalın sağlıcakla. Sağcısından solcusuna, ayrıca devletin koyduğu tüm sınırlar dahilinde, her türlü harcama, tasarruf, yapılmalıdır.

      Sil
    47. Nilüfer Göle'nin Mühendisler ve ideoloji ve Melez Desenler kitabını ,ayrıca Nabi Avcı'nın ,enformatik cehalet kitabını okumanızı tavsiye ederim.

      Sil
    48. Mümtazer Türköne'nin, Türkiye'nin kayıp halkası adlı kitabın, okumanızı tavsiye ederim.

      Sil
    49. Ahlaklı insanların zengin olması kadar güzel bir şey var mı?

      Sil
    50. Doğduğumdan bu yana solcu olduğumu çok iyi biliyorum. Ölene kadar da solcu kalacağım.

      Sil
    51. Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri (kusur ve mahremiyetleri) araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Tabii ki bundan tiksindiniz"

      Hucurat Suresi 12 ayet

      Sil
    52. Müge kabul ederse, bekar ya da dulsa evlenmek, Eğer evliyse, bir daha sonsuza dek Evlenmem Yüce tanrı Allah'ın izniyle, Hayırlı geceler hocam.

      Sil
    53. Ne Atatürk'le bir soy,nesep bağım var, ne de soyum, Kaçar hanedanına dayanıyor. obsesif kompülsif bozukluk, hastalığım vesilesi ile, liderlik vasfım var, hepsi bundan ibaret. Saygılar hocam.

      Sil
    54. Para biriktir, sigortalı ol, yerli malı kullan. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Hazretleri

      Sil
    55. Osmanlı İmparatorluğu zamanında dilenci vakıfları vardı, halihazırda illegal yoldan örgütlenen dilenciler, resmi olarak örgütlenmelidir ve Vakıf formatında emek sarf etmelidirler.

      Sil
    56. Seçimde oyumu Dem Partisi'ne vericem.

      Sil
    57. Hak etmiyormuyum, devlet tarafından sınırsız limiti olan, harcama limiti, kredi kartına sahip olmayı?

      Sil
    58. Bakkal ve marketler, birleşip, tercih büyük marketler kurabilirsiniz.

      Sil
    59. Yarım doktor candan, yarım imam dinden edermiş.

      Sil
    60. Bakkal ve marketler, gross market açmak yerine, bakkal adının patentini alıp, her bakkal, standart aynı yerinde, aynı çeşitlendirilmiş her tip ürünlerle, satış yapabilir.

      Sil
    61. Gross marketler, ürünleri, daha kolay dağıtır ve daha çok gelir elde ederler. Böylece hem sermayedar, hemde emekçi, gelir kaybına uğramazlar.

      Sil
    62. Herkes hakkım olan paramı versinler, bende Aşkım'la, hoşça zaman geçireyim.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

NİETZSCHE'NİN FELSEFESİ

İDEOLOJİ