RESMİ TARİH ELEŞTİRİSİ
Cem Uzun tarafından yazılan Kemalizm Sol Değil adlı eseri okumuş bulunuyorum. 1908-1923 Türkiye devrimi'nin tarihi alt başlığıyla yayınlanan kitap, bu alanda yaptığım okumalar arasında diğer kitaplara açık ara fark atan bir yapıt olma özelliği taşımaktadır. Kemalist resmi tarih anlatısına aşağıdan bir tarih anlatısıyla karşı çıkmakta olan eser, konuyu oldukça ayrıntılı bir biçimde irdelemektedir. Kaleme aldığım yazı bu konu hakkında yazılmış ikinci yazım olma niteliğini taşımaktadır. Okurların yazıyı okumakla kalmayıp kitabın kendisini edinmeleri ve okumaları şiddetle tavsiye edilir.
Nutuk'un girişi Atatürk'ün 19 mayıs 1919'da Samsun'a ayak basmasıyla Ulusal kurtuluş mücadelesinin başladığı yönünde bir resmi tarih tezi söz konusudur. Sanki kapitalizmin önündeki feodal yapıya ilişkin mücadele gökten zembille bu yıl içerisinde inmiştir. Oysa 1908-1909 yılında yaşananlar görtermektedir ki; Osmanlı'da güç dengeleri değilşmiş, yeni bir sınıf iktidara gelmiş, kapitalist sosyal düzenin gelişim koşullarının önünü açan bir devrim yaşanmaktadır. Bu devrime, İttihat ve terakki ile gayrimüslim devrimciler önderlik etmiştir. Devrim geniş halk kesimlerinin katılımını sağlayabilmiştir. 26 Temmuz 1908 yılında İstanbul'da 100 bin kişi gösteri yapmıştır. O yıllarda ise İstanbul'un nüfuzu 1 milyon kişiyi dahi bulmuyordu. Konuya ilişkin olarak kitapta şu düşüncelere yer verilmektedir: “ Dolaysıyla 1908 devrimi, herhangi başka modelden çok, klasik bir burjuva devrimine benzer. Bu devrim net bir şekilde kapitalist gelişmenin kapılarını araladı; otokratik düzene son verdi. Limited şirketlerin sayısında bir patlama yaşandı. Mustafa Kemal'e atfedilen çok sayıda reform1908-19 döneminde başlatıldı. Şeriat mahkemeleri 1916'da feshedildi. Büyük güçlere verilen kapitilasyonlar 1914'te kaldırıldı. Hatta dilde reform bile başlatıldı. Bu devrim ordu subaylarının önemli bir rol oynadığı bir koalisyon tarafından gerçekleştirilmişti. Ama net olarak burjuva devlet kurmayı hedefleyen oldukça önemli bir sivil toplumsal hareket vardı.” Tüm bu yazılanlardan da anlaşılacağı gibi 1908 bu topraklara özgü bir burjuva devrimiydi. Bu dönemde yapılan Meclisi Mebusan seçimlerinde azınlıklardan 6 sosyalist milletvekili seçildi. Öyle ki bu tarihten 1965'e kadar ülkede sosyalist milletvekillerine rastlanamayacaktı. Birinci meclisteki Nazım bey hariç tutulursa ki o da istiklal mahkemelerinde yargılanıp sürgüne yollanacaktı.
Enver Paşa 1915'te Çanakkale şavaşında yenilebileceklerini öngörerek İttihat ve terraki kadrolarına olası bir işgal karşısında hazırlık yapma çağrısı yaptı. Hükümeti Konya'ya taşıyarak savaşı Anadolu'dan yürütmeyi dahi bu plan dahilinde hazırlanmıştı. Enver Paşa kaçmadan önce Teşkilat ı Mahsusa'ya Anadolu'da gizli silah depoları oluşturma talimatını vermişti. İttihat ve terakki'nin bir örgütlenmesi olan Karakol gizli yapılanmasına ilişkin kitapta şu bilgiler yer almaktadır: “ Karakol örgütlenmesi askeri açıdan çok başarılı oldu. 26 ocak 1920'de Gelibolu'daki Fransızların kontrolündeki cephanelik baskınında 8.500 tüfek, 33 makineli tüfek ele geçirerek Anadolu'daki direnişçilere gönderdi. Nisan 1920'de Karakol'un devamı olan Mim Mim grubu 320 makineli tüfek ve 1500 tüfek ile çok sayıda mühimmat daha ulaştırdı. Temmuz 1920'de Yunanistan saldırısı başladığında direnişçilerin elindeki makineli tüfekleiin yarısı ve tüfeklerin yüzde 40'ı Karakol grubu tarafından sağlanmıştı.” Diğer taraftan Mustafa Kemal'i tutuklamakla görevlendirilen 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir emre uymadığı gibi ordusunu Atatürk'ün hizmetine vermiştir. Bu kararda etkili olanın Kazım Karabekir'in uzun süredir İttihat ve Terakki üyesi olmasıdır. Mustafa Kemal Karabekir'in ittihatçı subaylarının desteğiyle 30 bin kişilik bir ordu kazanmıştır. Tüm bunların yanısıra Moskova anlaşmasıyla Sovyetler Türk halkının mücadelesine oldukça kapsamlı yardımlarda bulunmuştur. Hem altın hem de silah yardımına ilişkin kitapta şu cümlelere rastlanmaktadır: “ 2 şubat 1922'de Rus büyükelçi Frunze, Rus Komünist Partisi Merkez Komitesine gönderdiği raporda TBMM'nin 1921 bütçe gelirinin 30 milyon tl, harcamalarının ise 90 milyon tl olduğunu ve Ankara'nın krizle karşı karşıya geldiğini bildirdi.10 milyon rublenin 3.5 milyonluk kısmının gönderilmesi kararı alındı. Hazine bakanı Sokolnikov itiraz etti. Ancak hasta ve merkez komite toplantılarına katılamayan Lenin, Molotov'a 24 Şubat 1922'de sert bir yanıt gönderdi. “ Söz verdiğiniz zamanda ve aksatmadan parayı gönderin” 25 şubat 1922'de Stalin ve Kamanev'e altının hemen gönderilmesini isteyen bir yazı gönderdi. Lenin'in önerisi politbüro toplantısında kabul edildi.” Ayrıca ağır makinalı tüfeklerin dörtte biri ve topların üçte biri Sovyetlerden gelmişti.
Ulusal Kurtuluş savaşının başarısı iddia edildiği gibi ne sıfırdan yaratıldı ne de tek adamın bir başarısıydı. Britanya'nın ve Yunan'nın yenilgisi uluslarası konjektürde içerideki savaş karşı mücadelinin ve Biritanya sömürgelerindeki müslüman halkların verdiği kavganın bir sonucuydu. Sovyetlerin büyük desteğini de buna dahil edersek başarının sırına ulaşmış oluruz. 1908 devriminin kutlamaları 1934 yılına kadar devam edip ondan sonra sona erdi. Çünkü resmi anlatının aksine 1908 burjuva bir devlet kurma girişiminin başlangıcıydı. Nutuk'ta iddia edildiği gibi mücadele büyülü bir deynekle sıfırdan icat edilmedi. 1908 devrimi resmi tarihten ayıklanarak yeni bir tarih yazımına gidildi. Çünkü Mustafa Kemal'in 1908 devriminde hemen hiç bir payı bulunmamaktadır. Darbenin püstürtülmesinde küçük bir rol almıştır o kadar. Tam da bu nedenle tarihi kendisinin Samsun'a çıkışıyla başlatır ki hakikat bunun aksini göstermektedir. 1918'de İttihat ve Terakki'nin liderleri Alman gemilerine binerek ülkeyi terkeder. Fakat ittihat ve terakki örgütlenmesi yerli yerinde durmakta ve ulusul kurtuluş mücadelesini hazırlayan bir misyona ev sahipliği yapmaktadır. Atatürk'ün yaptığı bu unsurları kendi mücadelesine destek sağlayacak bir yöne sevk etmesidir...
Yorumlar
Yorum Gönder